Yaşam
09.01.2019 11:26

Bağışıklık sistemimiz güçlü, peki ya Duygusal Bağışıklığımız?

Hiç farkına varmadan belki de her gün yaşadığımız, tecrübe ettiğimiz bir süreç duygusal bağışıklık. Bedenimiz nasıl hasta oluyorsa duygularımızın da hastalandığı gerçeğinden hareketle ortaya çıkan bu kavram, özellikle son zamanlarda yaşanılan negatif süreçlerle üzerinde daha da fazla konuşulmaya başladı. Duygusal bağışıklığın; yaşamda başımıza gelen olumsuzluklar karşısında ne kadar dayanıklı ve yılmaz olduğumuzu belirlediğini söyleyen Kişisel Gelişim Uzmanı Müge Çevik, Yılmazlığımızı korumak ve düşsek bile her seferinde yeniden kalkmak için duygusal bağışıklık sisteminizin güçlü olması gerekliliğinin önemine değiniyor.


Bazı insanlar sağlıklarını kaybetseler bile, kendilerini iyi hissetmeye devam edebilir. Bazıları ise tamamen sağlıklı olmalarına rağmen, çoğu zaman kendilerini kötü hissedebilir. ‘Duygusal Bağışıklık’ kavramını basitçe anlatmaya çalışırsak bu ifade yerinde olabilir. Üst üste fazla üzücü şeyler yaşadığımızda bazen yaşama devam etmek, yeniden ayağa kalkmak ve kaldığımız yerden devam etmek çok zor olabilir. İşte bu noktada duygusal bağışıklık sistemimizin, yaşamda başımıza gelen olumsuzlukların karşısında ne kadar dayanıklı ve yılmaz olduğumuzu belirlediğini söyleyen Kişisel Gelişim Uzmanı Müge Çevik, Yılmazlığımızı korumak ve düşsek bile her seferinde yeniden kalkmak için duygusal bağışıklık sisteminizin güçlü olması gerekiyor diyor.

 

Peki Nedir bu duygusal Bağışıklık?

 

Çağımızda stres nedir bilmeyen yok”

Duygusal bağışıklığımızın güçlü olması için bireylerin olumlamayı öğrenmeleri gerektiğinden bahseden Çevik, her şeyin geçici olduğunu ve herkesin başına her şeyin gelebileceğini kabul etmenin önemli olduğu söylüyor. Yaşamda sürekli iyi şeylerin olacağına inanmamak gerektiğini, ancak kötü görünen şeyler içindeki iyiyi arama motivasyonunun da kaybedilmemesi gerektiğini aktaran Çevik, “Zihinsel girdaplardan uzak durabilen kişiler ayağa daha çabuk kalkıyor” diyor. Stres, endişe ve hırs gibi olumsuz duyguları yönetmeyi öğrenmemiz gerektiğini söyleyen Çevik, “Çağımızda stres nedir bilmeyen olmadığına göre bunu yönetmeyi, daha az stres yaşamak için tedbir almayı ve tüm olumsuz duygularımızı dönüştürmeyi öğrenmemiz gerekiyor. Negatif duyguları olması gerekenden çok daha uzun yaşayabildiğimize göre pozitifi çoğaltmak da mümkün. Bunun için yollardan biri daha fazla olumlu durum ya da olayı fark etmek ve hatırlamak. Ve önemli olan sadece olana değil, olmayana da şükredebilmek” diye açıklıyor.

Neler yapmalıyız?

 

  1. Olumluluğu öğrenmeliyiz. Olumlu duygu ve davranışları bir miktar abartabiliriz. Gülümsemek gibi…

  2. Zihinsel tuzaklardan uzak durmalı, üstünlük ve güç mücadelelerinden kaçınmalıyız.

  3. Stres, endişe ve hırs gibi olumsuz duyguları yönetmeyi öğrenmeliyiz.

  4. Güçlü yönlerimizi bulmalı ve daha fazla kullanmaya çalışmalıyız.

 

Yaşam içinde sıkça kullandığımız, otomatik, refleks gibi öne çıkan yönlerimizi bulmanın ve yaşamda zorlandığımız yerlerde onları kullanmanın önemli olduğunu söyleyen Kişisel Gelişim Uzmanı Müge Çevik, “Sosyal ve yakın ilişkiler, kişi çaresizlik, hüzün, umutsuzluk gibi durumlara kapıldığında onu yukarı çıkartan en önemli dayanaklardan biri oluyor. Bunun için ne kadar çok sağlam ilişki o kadar çok olumlu duygu durumu ve yılmazlık diyebiliriz”.


 

Kadınlar sosyal medyayı mora boyadılar
Aşkınızın uyumunu test ederek sinema bileti kazanın
Doğru zeytinyağı seçiminde 5 püf nokta
18 ünlü isim ve Philips, Düşler Akademisi İçin El Ele Verdi
  • ARAMA