Diğer
18.07.2017 14:54

İSTANBUL’A AFETİ “SÜPER HÜCRELER” GETİRDİ

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Meteoroloji Laboratuvarı Başkanı Adil Tek, 18 Temmuz 2017 itibariyle özellikle İstanbul’da yaşanan yüksek miktarda kaydedilen yağışlara Kuzey’den gelen serin hava ve yüksek deniz suyu sıcaklıklarının birleşmesi sonucu oluşan ‘’Süper Hücre’’ diye adlandırılan yapıların neden olduğunu açıkladı. Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Meteoroloji Laboratuvarı’ndan yapılan açıklamaya göre 18 Temmuz sabahı saat 12:00’ye dek metrekare başına 91 kg yağış düştü, bu yağış değeri son 106 yılın en yüksek 3. yaz yağış değeri oldu.


Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Meteoroloji Laboratuvarı Başkanı Adil Tek, yaptığı değerlendirmede İstanbul’da 18 Temmuz 2017 günü yaşanan ve bir afete dönüşen yağışlar hakkında yaptığı değerlendirmede; “18 Temmuz sabahı saat 12:00’ye dek metrekare başına 91 kg yağış düştü, bu yağış değeri son 106 yılın en yüksek 3. Yaz yağış değeri oldu. Bu da son yıllarda görülen iklim değişikliğine bağlı yağış düzensizliklerine eklenen bir ekstrem olarak kayıtlara geçti. Bu yağış çok sık rastladığımız bir yağış biçimi değil. Kuzey’den gelen serin hava ve yüksek deniz suyu sıcaklıkları birleşince ‘’süper hücre’’ dediğimiz yapılar oluşuyor ve bu da bugün yaşadığımız türden şiddetli yağışlara neden oluyor” dedi.

Kandilli olarak önceki tahminlerinde de Marmara Bölgesi ve Karadeniz Bölgesi’nde hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin altında seyredeceğini öngördüklerini ancak 18 Temmuz 2017’de yaşanan türde bir yağışı önümüzdeki günlerde beklemediklerini belirten Tek, “İstanbul’da bizim ölçüm kayıtlarına göre 37.2 oC değerini 30 Haziran günü ölçtük. Bu ölçülen değer 30 Haziran tarihine ait rekor sıcaklıktır. Bunu kısaca açarsak 106 yıl içerisinde 30 Haziran tarihlerinde bu değer daha önce hiç ölçülmemiştir. Diğer taraftan Istanbul için tüm yıl içindeki başka günlere baktığımızda bazı günlerde bu değerin geçildiği görülmektedir ki, 2007 yılı 27 Haziran’ın da 41.7 oC lik sıcaklık ölçülmüştür. Bu değer bizim 106 yıllık ölçümümüzdeki en yüksek değerdir. Haziran Temmuz ve Ağustos ayları için maksimum sıcaklığın 30 oC nin üstüne çıktığı “Tropikal Gün” olarak adlandırdığımız günler sayısı son onlu yirmili yıllara doğru yükselen bir eğim gösteriyor. Özellikle 1998-2003 arası ve 2007 yıllarında sıcak hava dalgalarına sıklıkla rastlanılmış durumda. 2001 yılında bu değer 53 güne çıkmıştır” dedi.

Adil Tek Temmuz ayındaki sıcaklık değişimleri için şu bilgileri verdi: “Her ne kadar Haziran sonu ve Temmuz başı itibari ile sıcak hava dalgasının etkisinde kalınmış Temmuz’un ikinci yarısı için Marmara ve Batı Karadeniz’de yağışların mevsim normalleri ve üzerinde, sıcaklıkların ise bu bölgelerde mevsim normalleri ve altında geçeceği beklenmektedir Ağustos ayı içinde bu bölgelerdeki aynı durum değişmemektedir. Yurdun diğer diğer bölgelerinde mevsim normalleri değerler Temmuz ikinci yarısı ve Ağustos genelinde devam edecek gözüküyor. Yani Ege, Akdeniz, Güneydoğu Anadolu her zaman olduğu gibi yine sıcak. Bu arada mevsim normali dediğimiz değer son 30 yıla ait değerlerin ortalamasıdır. Ve mevsimsel iklim tahminleri bu ortalamalardan sapmalar (anomaliler) şeklinde hesaplanmaktadır. Yaptığımız son uzun vade mevsimsel iklim öngörülerine göre sonbaharda kuzey bölgelerde sıcaklıklar mevsim normalleri ve altı değerlerde seyrederken, yağışlarda normallerin altına düşüyor. Bu şu demek; kurak ve kuru soğuk bir sonbahar bizleri bekliyor. Yine aynı bölgeler için kış ayları tahminleri mevsim normallerinde gözüküyor.”

Hava olaylarındaki ekstrem değişikliklerin enerji kullanımındaki artış ile bağlantılı olduğunu da vurgulayan tek, “Atmosferdeki sera gazları, kirleticiler ve diğerlerinin artması birbirini tetikleyen önemli bir zinciri oluşturmaktadır. Bu zincirin halkalarını sıraya koyarsak enerji talebi, fosil yakıt kullanımının artışına, fosil yakıt kullanımı sera etkisine, sera etkisi sıcaklığın artmasına sebebiyet vermekte. Sıcaklığın artışı, buzulların erimesi, buharlaşmanın artması ve hidrolojik çevrimdeki suyun miktarının artışı ile birlikte döngünün hızlanması demektir. Bu durum düzensiz ve aşırı yağışlara yol açar. Ayrıca sıcaklık artışı yerküre üzerinde homojen olmayan sıcak hava dalgalarına yol açarken, atmosferik gazların moleküler hızlarını arttırarak kuvvetli rüzgar ve fırtınalara neden olur.Sonuç olarak tüm bunlar çeşitli meteoroloji haritalarında net bir biçimde gözlenir” diye konuştu.

Tek şöyle devam etti: “Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizdeki kayıtlarda sıcaklıkların yükselme trendinde olduğunu gösteriyor. IPCC nin yaptığı araştırmada elde edilen Kuzey Yarımküre’deki son 100 yıl içindeki 0.8 oC lık artışın, laboratuvarımız ölçümlerindeki 0.75 oC lık artışla örtüştüğü görülmektedir. Önümüzdeki kısa (onlu, yirmili yıllar) ve uzun döneme (ellili, yüzlü yıllar) ait yapılan kestirimlerde sıcaklıklardaki artışın devam edeceği öngörülmekte. Bu durum ülkemiz ve dünyanın iklim değişikliğinden gittikçe daha çok etkileneceğini gösteriyor.”



Dore'den Bakım Ürünleri Serisi
European Business Awards'da Halk Oylaması Başladı
Starbucks farklı seçenekleriyle ürün yelpazesini genişletiyor
Teknoloji düşkünü babalara: Philips HUE
  • ARAMA