Ekonomi
02.06.2016 17:49

Türkiye ilaç endüstrisi, 2015 yılında 7 milyar dolarlık Pazar büyüklüğüne ulaştı

CPhI Istanbul 2016 katılımcısı ilaç firmalarının CEO’ları, Türkiye ilaç endüstrisinin geleceğini ve uygulanan politikaları değerlendirdi. Değerlendirmede ilaç sektörünün geleceğinin biyoteknolojide olduğuna ve ayrıca aşı ve ilaç üretiminde uygulanan yerlileştirme politikalarına dikkat çekildi.


İlaç sektörünün kalbi, 1-3 Haziran’da İstanbul’da yapılmakta olan Avrasya’nın en büyük ilaç fuarı, CPhI Istanbul 2016’da atıyor. Ortadoğu ve Kuzey Afrika pazarlarından çok sayıda ziyaretçiyi ağırlayan fuar, 25’den fazla ülkeden 200’ü aşkın katılımcı firmayı buluşturdu. Türkiye, Orta Doğu, Kuzey Afrika, Orta Asya ve Kafkasya bölgesindeki ilaç sektörüne erişmek için çok önemli fırsatlar sunan CPhI Istanbul, kısa sürede bölgede ilaç sektörünün en önemli ve ortak buluşma noktası konumuna yükseldi.

 

TUİK verilerine göre; aralarında, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği üyelerinin de yer aldığı 160 ülkeye ihracat gerçekleştiren Türkiye ilaç endüstrisinin ihracatı, %9,8 artarak 939 milyon ABD dolarına ulaştı. İlaç ithalatı ise %2,6 küçülerek 4,6 milyar ABD doları oldu. Böylelikle, ihracatın ithalatı karşılama oranı, 2010-2015 dönemindeki en yüksek oranına erişerek, %20,3 seviyesinde gerçekleşti ve ilaç endüstrisi, cari açığın azalmasına olumlu katkı sağladı.

 

İlaç sektörünün geleceği biyoteknolojide…

CPhI Istanbul 2016 katılımcıları Koçak Farma CEO’su ve Genel Müdürü Hakan Koçak ile Türk İlaç ve Serum Sanayi A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı M. Berat Battal, ilaç sektörünün geleceğini değerlendirdi.

 

Koçak Farma CEO’su ve Genel Müdürü Hakan Koçak, “Türkiye İlaç pazarı dünyanın önemli pazarlarından birisi. Geçen yıl itibariyle 7 milyar dolarlık bir Pazar büyüklüğüne ulaştı. İlaç pazarı dünya trendlerini takip eden bir Pazar. Özellikle biyoteknolojik ilaçlar, bu pazardan hergün daha fazla pay almakta. En son 2015 yılında dünya pazarında yüzde 20 civarında pay aldı. İlaç sektörünün geleceği biyoteknolojide” dedi.

 

Türkiye’nin; Avrupa, Afrika ve Asya coğrafyasının ortasında gelişen ekonomisi, istikrarı ve alt yapısıyla güvenli bir lojistik ve ticari merkez konumunda olduğuna dikkat çeken Koçak şöyle devam etti: “Bu yönde de hükümetimizin aldığı kararlar ve devletin verdiği teşvikler var. Devletimizin, Türkiye’nin bir ilaç üretim üssü ve Ar-Ge merkezi olması yolunda ciddi yaklaşımları var. Türkiye’de bunu yapabilecek potansiyele sahip”.

 

Türkiye, aşı ve ilaç üretiminde yerlileştirme ve millileştirme politikası yürütüyor…

T.C. Sağlık Bakanlığı ile yaptığı protokol çerçevesinde yerli aşı üretimi gerçekleştiren Türk İlaç ve Serum Sanayi A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı M. Berat Battal, “Siyasi erkin bu konuda yaklaşımı Gayri Safi Milli açığın giderilmesi ile alakalı. Daha da önemlisi stratejik sayılabilecek ürünlerin Türkiye’de üretilerek dışa bağımlılığın tamamen bitirilmesi ile ilgili bir politika. Sadece aşı ile ilgili değil, diğer endüstriyel ürünlerle ilgili bir yerlileştirme, millileştirme politikası var. Bu difteri ve tetanoz aşısı ile başlayan pilot bir uygulama. Bunun arkasından da Hepatit B aşısı ile devam edeceğiz” dedi. Battal, Sağlık Bakanlığı bağışıklama programında yer alan aşıların çeşitliliğine dikkat çekti ve bu yaklaşımın sağlıklı nesiller yetiştirmek üzere Sağlık Bakanlığımızın ve ülkemizin gösterdiği hassasiyetten ileri geldiğini söyledi.


 

Vodafone Red ekonomiye 164 milyon TL kazandırdı
Ekonomiye yön veren CFO’lar buluşuyor
14 milyar dolarlık İslami sigorta pazarı için Türkiye umut vadediyor
Kalıcı olmak için sürekli yenilik şart
  • ARAMA